Su Bilgi ve Yaşam
Su Bilgi ve Yaşam Kapısı Su bilgi ve Yaşam

Bültenlerimizi almak isterseniz E-posta adresinizi yazınız.

Bizi Takip Edin


Sayda incir



Ufuk BOZKIR


Deli Mustafa, Deli Mustafa'nın karısı Deli Hatice, Deli Hatice ile Deli Mustafa'nın oğlu Deli Mehmet, Deli Mustafa ve Deli Hatice'nin torunu, Deli Mehmet'in oğlu Zafer.

Bu Bozkır ailesinin sıradan bir dereciğin kenarında kendiliğinden bitmiş bir yaban otu misali hangi yöne evrileceğini kestirmek zor. Hatta eğer, Deli Mehmet olmasaydı Deli Mustafa ve Deli Hatice'nin arada kaynayıp unutulup gideceği de muhakkaktır. Deli Mehmet'in oğlu Zafer'in (onun önünde henüz sıfat yok, isminin çağrışımına bırakıyoruz her şeyi) bu mirası nereye taşıyacağını merakla bekleyeceğiz. Toprak, rüzgâr, ateş ve su bekleyecek. Şüphesiz Deli Mustafa ve Deli Hatice, Deli Mehmet'i dünyaya getirmişlerdir, anne ve babalık yapmışlardır ona. Ne var ki, Deli Mehmet'i asıl doğurup var eden ve Deli Mehmet yapan şunun şurasında sadece kendi benzersiz deliliğidir ve ne annesi Deli Hatice ne babası Deli Mustafa ne de bizzat kendisi olan Deli Mehmet'te (Memed aslında) henüz bir delilik emaresine rastlanmamıştır




Onlar, Anadolu bozkırlarında yaşarken halkın kendilerine çaldıkları ölümsüz boyanın yemişlerini toplamışlardır bir ömür. Delilik, bir tür ayrıcalık hatta kayıtsız özgürlük forsuna bürünmüş, hayatın içinde kendi etrafında sarmalanıp büyütülmüştür. Deli olan her daim kurtulur, ne âlâ...

Deli Mehmet için dünyada maddi ve manevi sıkıntı diye bir mesele yoktur. Hatta manevi sıkıntı hiç yoktur. Kimi zaman tam vaktinde bulunamayan yiyecek ve içecekleri(!) saymazsak tabii ki eğer. Neredeyse kırk küsur yıldır hiç değişmeyen dış görünümü ve yaşama ritmi ile, sadece insana değil taşa toprağa, kurda kuşa, sabah rüzgârına, evinin yan karşısına düşen badem ağaçlarıyla gönenmiş mezarlığa karşı da meydan okumaktadır bilmeden. Nice ince tarikatın 'bilmiyorum' bahsini çoktan aşmıştır. Taş topraktan söz açmışken, say hakkında birkaç söz sarf etmek gerekir. Say, ne taş ne yumuşak topraktır. Taş ile toprak arasında damar damar, bazen sert bazen alabildiğine gevşek ve sökülgen bir yapısı vardır. Say, kısaca toprağın küspesidir. Kenarında köşesinde rüzgârın sürükleyip topladığı, yağmurun selin getirdiği toz öbekçikleri de olmasa ne ot görecektir ne de börtü böcek. İşte Deli Mehmet'in mucizesi de tam burada başlamaktadır

Hiç okul görmemiş, hayatta herhangi bir meslek edinmemiş, belki askerlik bile yapmamış bu insan, Emir Kusturica'nın Balkan filmlerinden fırlamışçasına, hayatı bir rüzgâr fırıldağı gibi etrafında döndürmektedir. Vaktiyle derme çatma iki göz odadan ibaret evini, kırk yıl içinde aşama aşama bir köy arboretumuna çevirmeyi başarmıştır. Üstelik bu bahçe, verimli ve dolgun toprak üzerinde değil saylık alanda yükselmektedir. İnadına, aklın bir kat altı sayılan deliliğin saylığında.

Sabahın erken saatlerinde fütursuzca müzik çalmaya başlar penceresinden. Neredeyse yaz kış açıktır kamuya. Eğer o radyo, teyp, pikap, müzik seti, devrine göre moda hangi cihaz ise onu çalıştırmaz ve belki de çok kimsenin ilk kez duyacağı müzikleri dünyaya salamazsa evren ebedi bir sessizliğe bürünecek, ölüm kara kanatlarıyla gelip her şeyi kaldırıp gidecektir. Kimselerin, Deli Mehmet'e müziğin sesini biraz kısar mısınız demeye hakkı yoktur. Çünkü o delidir. Gecenin ileri saatlerine doğru bu müzik bir mumun sessizce söndürülmesi gibi susacak, öteki sabahı bekleyecektir. Siz eğer gün boyu bu müziğe maruz kalmışsanız rüyanızda melodileri mırıldanabilirsiniz. Keyif sizin. Zevk de sizin. Neşet Ertaş, Ali Ekber Çiçek, Ali Ercan, Orhan Gencebay, Mersinli İsmail, Emel Sayın, Ümit Besen, Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses, Neşe Karaböcek, Zeki Müren, Barış Manço... Son kırk yılda ne kadar şarkı ve şarkıcı varsa hemen hepsi bu pencereden yayılmıştır bozkıra... Bozkırlara. Delilik, müzik tutkusudur, düşmeyen uzun sigara külü gibi.


100 Soruda Çevre ve Çevre Sorunları
Yakın Yaşam

Her şey tamam da, Deli Mehmet'in asıl Alice Harikalar Diyarı'na götüren sayda incir mucizesine ne demeli. Şunca sahipsiz, kuruyup giden bağlar, bahçeler, yalnız tarlalar arasında, onun bir saylıkta kurduğu dünyaya hangi ismi vermeli? Sabahın erken saatlerinde yine uyanmış, güneşin taze ışıkları altında parlayan boyalı saçlarını ikide bir geriye sıvazlayarak uzakta belirsiz bir yerlere bakıyor ve çiçeklere elindeki hortumdan su veriyordu. Tür tür meşe, dağ zambakları, leylak, dut, kiraz, vişne, ıhlamur, çitlembik, çam, elmanın neredeyse her çeşidi, armut, şeftali, karadut, beyaz dut, ak kiraz, sebzeler, yediveren gülü, peygamber gülü, beyaz ve kırmızı has kokulu güller, badem, erik, üzüm, zeytin, ceviz belki çoğunu unuttuğumuz orman gülleri, park ve bahçe çiçekleri, set set düzenlenmiş, say toprağının deşilmiş ve suyla şenlendirilmiş bağrında boy uzatıyorlardı. Aralara serpiştirilmiş durup dinlenme oturaklarını, halk tipi bir mimar amatörlüğü içinde geliştirdiği yaşanılası çözümleri bir yana bıraktım. Ne kadar eşya varsa kullanılmaz diye geçilmiş onlara hünerli değişlerini de bir yerlerine zihnimin not ettim. Ya o incir. Üstelik o kavak inciri. Bu bozkırda, bu saylık alanda bana insanın büyük bir mucizesi gibi göründü. Asıl sabır, inat, aşk ve yaşama tutkusu o incir meyvesinde bana göz kırptı. Delilerinin bile incir yeşerttiği şu Anadolu bozkırlarında şaşırma daha ne kadar sürecek?





Kaynak:Zaman Gazetesi Tarih:10.09.2011
Güncel yazının Devamını Okumak için Tıklayınız... Bu Yazı 2074 kişi tarafından okunmuştur.

Google Grupları
E-posta: Bu grubu ziyaret et
Tüm Konu Başlıklarımız
ilgili Etiketler
Anadolu bozkır DeliMemed say UfukBOZKIR Zaman



Yorumlar

Henüz bir yorum eklenmemiştir. İlk Yorumu siz ekleyin.

Adınız:
   
   
Yorumunuz:


En çok okunan makaleler
Son makaleler
SOSYAL ve ÇEVRE MUHASEBESİ ( 16104 ) Devamı
BAFA GÖLܒNÜN BALIKLARI NEDEN ÖLÜYOR ( 11394 ) Devamı
22 Mart 2011 Dünya Su Günü ( 8775 ) Devamı
Kelebekler Vadisi, 'kelebeklerin ada ülkesi' ( 8719 ) Devamı
'Marmara depreminde kaç kişi öldü? ( 8034 ) Devamı
Zeytin alanında altın yolculuğu ( 7919 ) Devamı
Doğal Alanlar Yaşam Alanlarımızdır, Dünya Mirasıdır ve Bizlere Emanettir ( 7350 ) Devamı
Dünya Sulak Alanlar günü ( 7112 ) Devamı
Bütün sorunlar bahçede çözülür ( 6564 ) Devamı
Türkiye'nin Beypazar devrimi..! ( 6406 ) Devamı
Prof. Dr. Güniz AKINCI KESİM - DOĞADA ÇÖZÜM BEKLEYEN YARALAR… ( 6314 ) Devamı
800 Yıllık Pazar ( 6078 ) Devamı
Dr. Arpat Özgül 'Marmot'un Gözüyle 'İklim değişikliği ( 5494 ) Devamı
Yaşar KEMAL - Doğaya düşman olan bir ülke olduk ( 5417 ) Devamı
Engin GÜNEYSU - Hasankeyf ( 5290 ) Devamı
Oraya da otel olmasın! ( 2353 ) Devamı
Çarşı Geyve'de katliama karşı ( 2568 ) Devamı
Petrol önemli de su önemsiz mi? ( 2187 ) Devamı
Her şey eşit ve adaletli olacak ( 2996 ) Devamı
Orman 100 yılda olur ( 2406 ) Devamı
Bizi sıcak ve kurak bir yıl daha mı bekliyor? ( 1596 ) Devamı
Sosyal belediyecilik ( 2233 ) Devamı
Dostlar alışverişte görsün! ( 2092 ) Devamı
Gala Gölü ( 2425 ) Devamı
İstanbul Betonlaşmadır ( 3065 ) Devamı
Buğday mı yenir, kömür mü? ( 2516 ) Devamı
Ortada ÇED yok nükleer santral için çalışmalar sürüyor ( 2240 ) Devamı
Çerkezköy Organize TÜBİTAK’a ‘kirlilik karnesi’ hazırlatıyor ( 2335 ) Devamı
Barış için Hasankeyf ( 2188 ) Devamı
Termal terapiyi etkili kullanmak ( 2736 ) Devamı


Su Bilgi ve Yaşam
Flag Counter